SIK SIK ESNEYEN SU AYGIRI



Suaygırı, Afrika’da akarsu boylarında yaşayan bir hayvandır. En güçlü organı çenesidir. Kafatası, gövdesine göre oldukça ufak sayılır. Derisi çıplak, çok kalındır. Çifte parmaklı, memeli ve ot yiyici bir hayvandır. Ağzında uzun ve güçlü dişleri vardır. Genellikle sularda yaşar ve çok iyi yüzer...

Suaygırları, çok kez sürü halinde gezerler. İri gövdeleriyle sularda rahat biçimde yüzerler. Bu hayvanların başka ilginç yanlarından biri, su altında uzun süre ağızlarını açarak sık sık esnemeleridir.

Erkek bir su aygırının boyu 3 metre ve kilosu 2.5 tona kadar ulaşabilir. Birbirleri ile haberleşmek için balinaların ve yunusların kullandığı sisteme benzer olarak suyun içinde ilginç sesler ve şarkılar söyleyerek haberleşirler.
Suaygırları aslında terlemezler. Suyun dışında olduğu zamanlarda derisindeki epidermik bezleri vücudunun ısısını kontrol etmeye, onu güneşe ve bakterilere karşı korumaya yarayan yapışkan bir tür sıvı salgılar. Bu sıvı ultraviyole ışınlarını engelleyerek suaygırının derisini güneşten korur.

Peki bu kocaman hayvanlar vücutlarında onları güneşten koruyacak bir güneş kremi üretmeyi nasıl akledebilmişlerdir? Hayvanı güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına karşı koruyan bu sıvının tesadüfen oluşmuş olmaları mümkün müdür?
Elbette hayır. Yüce Allah, suaygırını da diğer tüm canlılar gibi yaşadığı ortamda ihtiyacı olan bütün özelliklerle birlikte kusursuzca yaratmıştır. Allah bu üstün yaratışını Kuran’da şöyle bildirir:

“O Allah ki, Yaratan'dır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)