TARIM YAPAN ATTA KARINCALARI

Tarım yapan “atta”karıncalarının en önemli özellikleri, kopardıkları yaprak parçalarını başlarının üstünde yuvalarına taşıma alışkanlıklarıdır. Bunun için önce taşıma işlemini yapacakları yolu rahat hareket edebilecekleri hale getirirler. Kestikleri yaprakları yuvalarına taşırken kullandıkları yol, adeta küçük bir anayol görünümündedir. Burada yavaşça ilerleyen attalar, bütün dal parçacıklarını, küçük çakıl taşlarını,   çimen ve yabani otları toplar ve yan taraflara bırakırlar. Böylece kendilerine tertemiz bir yol oluşturmuş olurlar. Uzun bir çalışmadan sonra bu anayol, özel bir aletle yapılmış kadar düzgün ve pürüzsüz olur. İşte bu yolda kendilerini sağlamca kenetlenmiş çenelerinde taşıdıkları büyük yaprak parçalarının altına gizleyerek yuvalarına doğru ilerlerler.




Attalar, yaprakları büyük bir özen ve ustalıkla keserler.
Attaların orta boylu işçileri hemen hemen tüm günlerini yuvanın dışında yaprak taşımakla geçirirler. Bu taşıma esnasında kendilerini korumaları zorlaşır; çünkü kendilerini korumaya yarayan çeneleri ile yaprak taşımaktadırlar.
Peki kendi kendilerini koruyamadıklarına göre kim onları korumaktadır?

Yaprak taşıyan işçi karıncaların yanlarında sürekli daha küçük boy olan işçiler vardır. Bu işçiler attaların taşıdıkları yaprakların üstlerine çıkarak etrafı gözlerler. Eğer bir düşman saldırısı ile karşılaşırlarsa küçük boylarına aldırış etmeksizin hemen arkadaşlarını korumaya başlarlar.


Attalar bu yaprakları ne için kullanırlar? Neden böyle hiç durmaksızın büyük bir çabayla yaprak taşıyıp dururlar?

 İşte bu sorunun sırrı çiftçilik konusudur. Attalar bu yaprakları mantar üretiminde kullanırlar. Onlar yaprakların kendisini yiyemezler. Bunun yerine attaların işçileri bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığın haline getirirler. Bunları yuvalarının yeraltındaki odalarında saklarlar. Bu odalarda ise yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler. Bu şekilde, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için gerekli olan besini elde ederler.
Karıncaları var eden Allah, kendi varlığını ve yaratışındaki üstünlüğü göstermek için, bu küçük canlılara kendi akıl ve iradeleriyle yapmaları mümkün olmayan işler yaptırmaktadır.

Çevremizde sık sık duyduğumuz, canlıların tesadüfen var oldukları, sahip oldukları yetenekleri zaman içinde tesadüfen kazandıkları gibi bilgilerin yalan olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Nasıl doğru olabilir ki? Düşünün kendi kendine tesadüfen var olan karıncalar nasıl olur da böylesine iyi anlaşabilirler? Nasıl olur da hiçbir karışıklık olmadan birbirleriyle anlaşabilir ve çok mükemmel yuvalar inşa edebilirler? Üstelik tüm bu karıncalar tesadüfen oluşmuş olsalar, her biri yalnızca kendini korumak için yaşıyor olsa, nasıl birbirlerine karşı böylesine ciddi fedakarlıklar yapabilirler?

 


Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki) "Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru."
(Al-i İmran Suresi, 190-191)

Etrafımızda bu kadar olağanüstü yeteneklere sahip canlı varken, bunların tesadüfen olduğunu düşünmemiz mümkün değildir." Siz de küçük dostlarımız karıncalardan çok şeyler öğrenmeniz gerektiğini sakın unutmayın. Onları yaratan Allah'ın sanatındaki mükemmelliği siz de iyice inceleyip düşünün.