BU NEDİR?

BOULENGERULA TAITANUS

Bu tropikal etobur sürüngenin dişileri, yetişkinliğe erene kadar yavrularına kendi derilerini ikram ediyor. 20-30 santimetre boyundaki yavruları, annelerinin dış deri hücrelerini kemirmeye elverişli özel dişlerle dünyaya geliyor.


HERMİT

Kabuksuz bir yengeç türü.Deniz salyangozlarının kabuklarını kullanarak yaşar.Kabuk dar gelince daha geniş bir kabuk arayışına girer.


HOROZBİNA

Dalgalı sahillerin taşlık, kayalık ve yosunlu bölümlerinde gizlenerek, çoğunlukla çift yaşar. Çeşitli türleri olduğu gibi tatlı sularda yaşayanları da vardır. Yaşam şartlarına göre böcekler, kurtlar ve balık yumurtalarıyla beslenir.

KARİDES

Karides, Avrupa denizlerinde ve Kuzey Amerika kıyılarında yaşayan, kabuklular sınıfından bir eklembacaklıdır. Boyu 5-6 cm'dir. Vücudu kalsiyum karbonattan meydana gelen bir zırhla örtülüdür. Geniş yüzgeçimsi kuyruğunu sallayarak geri geri yüzer. Yumurtalarını ve çıkan yavrularını gelişinceye kadar karınaltı bacakları arasında taşır.

KURT

 Artık toplayıcı olan zararsız deniz canlılarıdır. Çok yaygındırlar.

 

MANTAR

Denizde yaşayan, plankton, ışık ve donmuş ufak parçalarla beslenen bu mantar 5 cm boyutundadır.

 

MANTAR

Plankton ve ışıkla beslenen bu deniz canlısı,6 cm. boyutundadır.

 

ANEMON

Batı Pasifik, Avustralya’da bulunan bu deniz canlısı , 25-40 cm. büyüklüktedir.Bu cinsine, Filkulağı Şakayığı denir.

 

SALYANGOZ

Alglerle beslenen bir deniz canlısı .

 

ALMIQUI

“Almiqui” olarak bilinen Solenodon cubanus böcekyiyen bir hayvandır.

 

PULEX IRRITANS (İNSAN PİRESİ)

Sadece 3 mm. uzunluğunda olan Pulex irritans'lar (insan pireleri) 19.7 cm.'ye ulaşan yatay atlayışlar yapabilirler. Yani pireler kendi uzunluklarının 100 katından daha uzun mesafelere atlayabilmektedirler. Pireler bu eşsiz sıçrama güçlerini, "rezilin" denilen lastiksi bir proteinden elde ederler.


RHEOBATRACHUS KURBAĞASI

Avustralya'da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağaların dişisi,  döllendikten sonra kendi yumurtalarını yutar. Yumurtalardan çıkan iribaşlar midede kaldıkları 6 hafta boyunca sürekli gelişir. Doğumda yavrular, annenin genişleyen yemek borusundan geçer ve ağzından çıkarlar.

MANTA

Manta vatozu, kanatları(yüzgeçleri) 6.7 metreye ve ağırlığı da 1,350 kilograma kadar ulaşabilen en büyük vatoz cinsidir.


 

YAYIN BALIĞI

Yayın balığı yumurtalarını  genelde sığ sulardaki bitkilerin köklerine ve kamışlara yakın bir yerlere bırakır. Yumurtalar yapışkandır ve köklere yapışır. Dişi yayın balığı, yumurtalarını bıraktıktan sonra gider. Erkek balıksa orada kalıp bekçilik yapar.

SLENDER SORİS

İngiliz Çevre Örgütü tarafından korumaya alınan, 20 milyon yıl öncesine ait olan ve Sri Lanka'da yaşayan Slender Soris ismi verilen minik hayvan. Minik vücutlarına rağmen çok uzun kol ve bacaklara sahip olan bu hayvanların en önemli özelliği ağaç gövdelerine sarılarak hiç kıpırdamadan saatlerce dinlenmeleri.

Soyu tükenen hayvanlar / Fotogaleri

 

ARI TAKLİDİ YAPAN ORKİDE

Bu orkidenin çoğalabilmesi için böcekleri kendine çekmesi gerekir, ama bunu sağlayabilecek balözüne sahip değildir. Ancak orkidenin alt dudağı, kanatları açık duran bir dişi yaban arısına benzemektedir. Orkidenin çıkardığı bir kokudan etkilenen erkek yaban arısı ona yönelir.  Dişisini gördüğünü zanneden arı, çiftleşmek üzere çiçeğe konduğunda çiçek tozlarını taşıyan kese arının kafasına ve antenlerine yapışır.  Aynı işlemi bir başka orkidede tekrarlayan yaban arısı, kafasına ve antenlerine yapışmış olan çiçek tozu kesesini diğer çiçeğe getirir ve tam üreme organının bulunduğu yere bırakır.

 

ALG

Algler sığ sularda yaygın olarak bulunan mikroorganizmalardır ve sıcak su kaynaklarından buz ve kar yüzeylerine kadar güneş ışığı gören her su yüzeyinde yaşayabilirler.

Alglerin büyük bir bölümü dimetilsülfit adı verilen bir gaz üretir. Bu gaz denizin hemen üstündeki havada oksijenle reaksiyona girerek katı taneciklere dönüşür. Böylelikle bulutlar meydana gelir. Başka bir deyişle, algler kendi bulundukları bölgelerde bulutların oluşumundan da sorumludurlar. Bu bulutlar da güneşten gelen radyasyonu geri yansıtarak gezegeni olması gerekenden daha soğuk, yani şimdiki ısısında tutar. Dolayısıyla algler, gezegenin ısısını dengeleyecek kadar etkili ve önemli bir özelliğe sahiptirler.

 

 

ATEŞ BÖCEĞİ

Ateş böcekleri uçmayan böceklerdir ve karın kısımlarında yeşil-sarı ışık üretirler. Yanıp sönmeyi ise hücrelerine nefes alma tüpleriyle sağladığı hava çeşitliliği ile kontrol ederler. Normal evdeki ampuller yüzde 10 verimle çalışırlar, %90’ı ise ısı olarak açığa çıkar. Buna karşın ateş böcekleri %100’lük bir verimle ışık üretirler.

 

PİGME SU AYGIRI

İlk kez 1841 yılında keşfedilen pigme su aygırları da küçük boyutları ve sevimli yüzleriyle bilinen su aygırlarından farklılık gösteriyor. Sierra Leone ve Gine´de yaşayan pigme su aygırlarının boyu 75 cm´yi geçmez, ağırlığı ise 160-270 kilodur. Yalnız yaşamayı seven ve yüzmeyen su aygırları da koruma altına alınan hayvanlar arasında.

 

STENOCARA BÖCEĞİ

Stenocara böceğinin su toplama sistemi, esas olarak sırtının özel tasarımına dayanır. Bu böceğin sırtı yer yer küçük tepeciklerden oluşan bir yüzeye sahiptir. Bu tepeciklerin aralarındaki boşlukların yüzeyi bir tür balmumu ile kaplı olduğu halde tepeciklerin zirvelerinde balmumu yoktur. Bu durum, böceğin suyu daha etkin bir şekilde toplayabilmesine olanak sağlar.

 

 

 

 

 

 

BUKALEMUN

Bukalemunların bulundukları ortama göre renk değiştirebilmeleri son derece şaşırtıcı ve en az o kadar da estetik bir olaydır. Bukalemun öylesine üstün bir kamuflaj yeteneğine sahiptir ki, bu işi yapmaktaki çabukluğu ile insanı hayrete düşürür.
Bukalemun, derisinin altındaki kırmızı ve sarı renk taşıyıcılarını, mavi ve beyaz yansıtıcı tabakayı ve en önemlisi de rengini koyulaştıran "kramotofor" hücrelerini büyük bir ustalıkla kullanabilir.


ÇİFT HÖRGÜÇLÜ DEVE

Yerden hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metreyi bulan çift hörgüçlü devenin postu kahverengi, özellikle kışın sık uzun ve kaba tüylüdür. Sıfırın altında 30 – 40 derece gibi sert soğuklara dayanabilir.

 

DENİZATI

At kafasına benzeyen bir başı, uzayarak hortum biçimini almış burnu, küçük ağzı, birbirinden bağımsız hareket eden gözleri, kemik plakalarla kaplı vücudu, öne kıvrılan kavrayıcı kuyruğu ve yüzgeçleriyle denizatları, di- ğer balık türlerinden çok farklı bir canlı türü olarak de- nizlerde yaşamını sürdürüyor.

Onu diğer türlerden farklı kılan bir başka özelliği de göz yapısı: Gözleri birbirinden bağımsız hareket etme özelliğine sahip.
Ayrıca denizatları kendilerini av olmaktan kurtarmak için bukalemunlardan daha iyi renk değiştirebiliyor. Fakat denizde yaşamalarına rağmen çok da iyi bir yüzücü değiller. Denizde dikine doğru yüzen ve yüzme konusunda pek becerikli olamayan denizatları, bu yüzden, genelde kıyılara yakın bölgelerde yaşıyor.

35 civarında türü olan ve boylan 2 ile 35 cm. arasında değişen bu hayvanlar küçük karides ve diğer kabuklularla besleniyor.


Hamile erkekler!

Denizatları yalnızca ilginç fiziki özellikleriyle değil, erkekleri hamile kalan tek canlı grubu olma özelliğiyle de adeta doğanın diğer canlılara ilginç bir şakası olarak değerlendiriliyor. Denizatları gece çiftleşiyor ve bu çiftleşmeler mevsim boyunca devam ediyor. Denizatlarının erkeği, dişisinden aldığı yumurtaları saklayabileceği bir kuluçka kesesine sahip. Dişi bir denizatı, erkeğinin kesesine bir defada 1500 yumurta bırakabiliyor. Ayrıca önemli bir nokta da; çiftleşmenin başarılı olması için ikisinin de aynı boyda olmasının gerektiği... Aksi halde yumurtalar dışarıya dağılıyor.

Erkek denizatı, dişiden aldığı yumurtaları hem kendi vücudunda saklıyor, hem de onları döllüyor. Embriyo, kuluçka kesesinde bulunan kılcal damarlarla besleniyor.

Türlerine göre denizatlarının hamilelik süresi 10-42 gün arasında değişiyor. Döllenmeden sonra kuluçka kesesinin içi deniz suyuna benzeyerek yavruyu doğumdan sonra yaşayacağı ortama hazırlıyor. Erkek denizatı, gövdesini büküp yavruyu kuluçka kesesinden dışarı atarak doğumu gerçekleştiriyor.

Erkeğin hamilelik süresi boyunca dişi her sabah eşini ziyaret ediyor. Bu ziyaretler ve selamlaşma davranışları, dişiye eşinin doğum zamanı hakkında fikir veriyor. Bu zaman içinde dişi denizatı yeni bir yumurtlama için hazırlanıyor. Erkek de doğum sonrası yeniden hamile kalmak için sabırsızlanmaya başlıyor. Boş kuluçka kesesini dişiye göstererek yeni yumurtaları almak için hazır olduğunu belli ediyor. Bazen birkaç saniye, bazen de günlerce süren yeni bir çiftleşmeden sonra dişi, yumurtaları erkeğin kesesine bırakıyor. Bazı türlerde kuluçka kesesi bulunmadığından, yumurtalar doğrudan erkeğin karın kısmına yapıştırılıyor ve gelişmelerini burada sürdürüyor.

Tekeşliler


Denizatlarının erkekleri de, dişileri de biz insanlara parmak ısırtacak derecede birbirlerine bağlı. Onları ancak ölüm ya da bir fırtına sonucu birbirlerini kaybetmeleri ayırıyor. Fırtınayla açıklara sürüklenen denizatları çoğunlukla bitkinlikten ölüyor. Kanadalı Zoolog Dr.Amanda Vincent denizatları üzerine yaptığı uzun ve ayrıntılı araştırma sonucunda şaşırtıcı sonuçlara ulaşmış.

Vincent denizatlarının tekeşliliğini ve birbirlerine bağlılıklarını, yavaş hareket eden canlılar olduklarından yeni bir eş bulmanın onlar için hem zaman, hem de enerji kaybına yol açmasına bağlıyor. Denizatları, balıklar arasında tekeşli olarak bilinen tek örnek.

PALYAÇO BALIĞI

Deniz şakayıkları zehirli kollara sahiptir. Eğer bir balık bu kollara değecek olursa kendinden geçerek ölür ve şakayığa yem olur. Başka balıkların yanaşamadığı bu zehirli kollar,palyaço balıkları için son derece güvenli bir yuva teşkil eder. Peki palyaço balığı nasıl olup da diğer balıklar gibi zehirlenmemektedir?

Palyaço balığının vücudu özel bir kimyasal madde ile kaplıdır. Bu madde, zehirin balığın vücuduna etki etmesini engeller.


 

HIRSIZ YENGEÇ

Hırsız yengeçler kendilerine yiyecek bulmak için ağaçlara tırmanırlar. Öyle ki, palmiye ağacının gövdesinin 15 metre yüksekliğindeki tepelerine dahi hindistan cevizi alıp yemek için tırmanabilirler. Tepeye eriştiklerindeyse, iri kıskaçlarıyla hindistan cevizlerini keserler. Hırsız yengeçlerin kıskaçları o kadar kuvvetlidir ki, bir metal parçasını bile kolaylıkla bükebilirler. 

PAPAĞAN BALIĞI

Papağan balıkları güçlü gagalarını kullanarak kayaları ve mercanları parçalayabilir ve alglerin en leziz kısmına ulaşabilirler.

MERCAN POLİPLERİ

Polipler mercanların yapıtaşıdır. Silindire benzeyen, üst kısmında dokunaçları olan çok basit bir hayvandır. Bu dokunaçlar suda salınarak küçük hayvanları ve yemek parçalarını yakalarlar ve ağızlarının merkezine gönderirler. Tek bir ağız olunca hoşlanmadığı yemek artıkları da aynı yerden geri çıkar. Beyinleri yoktur; onun yerine sinir sistemi ile vücut bölümleri arasındaki iletişimi sağlar.

 

FENER BALIĞI

Fener balıkları, isimlerini avlarını yakalamak için kullandıkları bir “olta” görevi üstlenen, sırt yüzgeçlerinin bir uzantısı şeklinde görülen ve karanlıkta ışık saçan organlarından alırlar.

Dişlerini küçükken kaybeden erkek fener balığı dişi balığı bulur ve kıskaçları ile ona tutunur. Bundan sonra inanılmaz bir olay gerçekleşir; erkek ve dişinin deri ve damar sistemleri birbirleriyle kaynaşır ve erkek besini dişiden almaya  başlar. Bir dişi balık 3-4 tane cüce erkeği sırtında taşır.


 

YARASA BALIĞI

Kırmızı dudaklı yarasa balığı dünyadaki dört yüzgecinin üzerinde yürüyen tek balıktır. Yürümek için tasarlanmış yüzgeçleri, tuhaf görünüşlü burnu ve büyük kırmızı dudakları ile balığın son derece ilginç bir görünümü vardır.

 

 

VENÜS SÜNGERİ

Bir bina düşünün... Dış yüzeyi parlak ve son derece estetik görünüme sahip bir cam yüzeyden oluşsun. Üstelik bu cam bina öyle sağlam temellerle yere bağlanmış olsun ki en şiddetli depremlere dahi dayansın, ayrıca binayı oluşturan cam da  her türlü darbeye kırılmadan karşı koyabilsin... Bunu biz insanlar için en azından yakın bir zaman içinde düşünmek biraz zor gibi görünüyor. Ancak Rabbimizin benzersiz yaratış sanatı sayesinde böyle bir cam binaya okyanusların  derinliklerinde rastlayabiliyoruz.

NAUTILUS

Nautilus'ün vücudunda 19 cm. çapında salyangoz kabuğu biçiminde spiral bir organ vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı 28 tane "dalış hücresi" bulunur. Peki ama, Nautilus suyu boşaltmak için gerekli basınçlı havayı nereden bulur?


 


Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir gaz üretilir ve bu gaz, kan dolaşımı ile hücrelere aktarılarak hücrelerden suyun çıkması sağlanır. Bu şekilde Nautilus avlanırken ya da düşmanlarından kaçmak için daha derine inebilir veya yüzeye çıkabilir.

BALON BALIĞI

Balon balığı Güneydoğu Asya'nın sıcak denizlerinde yaşar. Bu balık gözlerine çok fazla ışık gelince bir tür "kimyasal güneş gözlüğü" takmaktadır. 2.5 cm. uzunluğundaki bu balığın gözlerinde fotokromik merceklere benzer bir özellik vardır. Bu merceklerin rengi ışığa göre açılır veya koyulaşır.

Zehirli olan Balon balıkları diğer sualtı canlılarına kolay av olmamak için suyla kendilerini futbol topu büyüklüğüne gelene kadar şişirebilirler. 

PALAMUT BÖCEĞİ

Palamut böceği,  meşe palamuduna  bağımlı yaşar. Böceğin kafasından oldukça uzun bir boru uzanır. Gövdesinden bile daha uzun olan bu borunun ucunda da minik fakat çok keskin bir testere dişi bulunur. Böcek palamuda sondaj yapar ve içindeki meyveyle beslenir. Delme işlemi tamamlandığında, böcek açılan delikten içeri bir tane yumurta bırakır. Yumurta, annesinin palamut içinde açtığı kanalın içine yerleştikten sonra larva halini alır. Larva palamutla beslenir.


 

ARMADİLLO

Güney Amerika'da yaşayan Armadillo denen bu canlılar bütün vücutlarını kaplayan zırhları nedeniyle çok ilginç bir görünüme sahiptirler. Böcek yiyerek beslenen bu canlılar genellikle yiyeceklerini toprağı kazarak ararlar. Armadillolar çok iyi bir koku alma duyusuna sahiptirler.

TEMİZLİKÇİ KARİDES

Bu pek çok çeşidi olan,temizlikçi karidestir. İki uzun beyaz anteni olan karides, balığın üzerine yerleşir yerleşmez, balık sabırla derisinin ya da yarasının üzerindeki parazitlerin yenmesini bekler. Temizlikçi karides, rahatsızlık verici parazitleri almak için balığın ağzının içine bile girebilir. Böylece kendisi de besinini almış olur.

UÇAN SİNCAP

Uçan sincaplar bir ağacın en uçtaki dalından 4 metre uzaktaki bir başka ağacın dalına  rahatlıkla atlayabilirler. Havada uçarken de kollarını ve bacaklarını açarak adeta bir planör gibi hareket ederler. Bu esnada yassılaşan kuyrukları ise hem dengelerini sağlar hem de yönlerini ayarlayan bir dümen görevi görür.

TAŞ KAKTÜS

Afrika'da yaşayan taş kaktüsünün kuraklık nedeniyle  yüzeyi iyice buruşuk olur. Bu buruşuklukların arasına toz-toprak dolunca, bitkiyi bir taştan ayırmak  imkansız hale gelir. Eğer bitki bu özelliğe sahip olmasaydı, böceklerin ve kemirgenlerin saldırısına uğraması kaçınılmaz olurdu.

HARLEQIN YENGECİ

Harlequin yengeçleri yumurtalarını karın bölgelerinin alt kısmında yer alan bir bölümde taşır. Yengeçler bu dönemde kıskaçlarını açarak düşmanlarına karşı saldırgan bir hava vermeye çalışır.

ANABLEPS (DÖRT GÖZLÜ BALIK)

Güney Meksika'dan Güney Amerika'nın kuzeyine kadar olan nehirlerde ve göllerde yaşayan bu balık türü suyun hem içinde hem de dışında son derece iyi görebilmektedir. Anableps adını taşıyan bu balık daha çok dört göz olarak tanınır. Suyun dışını net olarak görmek bir yana, havadaki nesnelere bile odaklanabilmektedir.


MÜREKKEP BALIĞI

Mürekkep balıklarının mükemmel refleksleri vardır ve saatte 11 km. hızla ilerleyebilirler. Mürekkepbalığı avı ile karşılaştığında ağzındaki iki uzantıyı  büyük bir hızla kement gibi fırlatır. Daha sonra aynı hızla avını ağzının içine alır. Bundan sonra iş hayvanın 8 koluna kalır.


 

NUDIBRANCH

Nudibranch, olağanüstü renklere sahip, kabuğu olmayan, yumuşak bir bedene de sahip bir salyangoz türüdür.Çok az hayvan Nudibranchlarla beslenir.Çünkü kuvvetli bir zehir taşıyan "ısırgan hücreleri"ne sahiptir. Hayvan, bu hücreler sayesinde düşmanlarından kolaylıkla korunur. Nudibranch bu hücreleri kendisi üretmez.Hydroid adlı canlılarla beslenen nudibranch onları sindirim sisteminde öğütmez,  koruyucu bir mukusla kaplar ve ısırgan hücre olarak kendine bir koruma sağlar.

 

ETOBUR VENÜS BİTKİSİ

Bir fare kapanı gördüğünüzde, bunun bir tasarım örneği olduğunu bilirsiniz. Çünkü hassas mekanizmanın her parçası, fareyi yakalamak için özel olarak ayarlanmıştır. Sinek yakalayan bu bitki ise, bir fare kapanından çok daha karmaşık ve ince bir tasarımdır. Bu tasarımın tesadüfen oluşamayacağı ve bir Yaratıcı'nın eseri olduğu ise elbette çok açıktır.


 

ANEMON (DENİZ ŞAKAYIĞI)

Deniz şakayıkları zehirli kollara sahip bir canlıdır. Eğer bir balık bu kollara değecek olursa kendinden geçerek ölür ve şakayığa yem olur.

 

KUM AKREBİ

Çölde yaşayan kum akreplerinin gözleri hemen hemen hiç görmez. Buna karşın her bir ayağının ucunda bulunan ve "milimetrenin milyonda birinden daha küçük titreşimlere" yol açan hareketleri bile tespit eden algılayıcıları sayesinde avlarını kovalayabilir ya da düşmanlarından kaçabilir.

 

MACAW PAPAĞANI

Bu kuşlar, besleyici değeri yüksek olan bu tohumları yedikten hemen sonra belli bir bölgedeki kayalıklara doğru uçarlar. Oraya vardıklarında ise burada bulunan bazı killi kaya parçalarını kemirip yutarlar. Bu killi kaya parçaları tohumların içindeki zehiri emer. Böylece kuşlar bu besini mide ağrıları çekmeden sindirebilirler.

TERZİ KUŞU

Hindistan terzi kuşu,yuva yapmak için dikiş iğnesi gibi olan gagasını kullanır.Sivri gagasıyla her bir yaprağın kenarına bir delik açar. Topladığı örümcek ağı veya bitki liflerini bir terzinin iğne iplik kullanması gibi gagasıyla deliklerden geçirir ve düşmelerini engellemek için her ilmiği düğümler. Aynı işlemi diğer uçta da yaparak iki yaprağı birbirine ''dikmiş'' olur.

ORNITORENK (ÖRDEK KÖSTEBEĞİ)

Ördek köstebeği olarak adlandırılan Ornitorenkler'in ilginç özelliklerinden biri dişilerinin 7.5-10.5 m. uzunluğunda, dönemeçli yuvalar kazmalarıdır. Hayvan tünelin ucuna bir yuva odacığı kazar ve bu bölmeyi öncelikle ıslak ot ve yapraklarla astarlar. Dişi, ot ve yaprak yığınlarını kuyruğu ile taşır. Islak otlar yumuşak kabuklu yumurtaların kurumasını engellemeye yarayacaktır.

ANOL

Anoller başları üçgen biçiminde, uzun çeneli bir kerten kele türüdür. İnce vücutları ve kamçıya benzer kuyrukları vardır. Ayaklarında ise hem sivri tırnakları hem de eklemlerinden birinde oluklar şeklinde yapışkan yastıkçıklar vardır. Anol bunların yardımıyla dimdik duvarlara bile tırmanabilir. Erkeklerin boyunlarında ise yassı bir kese bulunur. Bu kese heyecanlandıkları zaman kaslar yardımıyla genişler. O zaman deri de gerilir ve pullarının arasındaki ilginç ve renkli şekiller ortaya çıkar.

GEKO KERTENKELESİ

Geko duvarda veya tavanda, düz bir yolda yürüyormuşçasına rahat hareket edebilir ya da cilalı bir zeminde baş aşağı bir konumda koşturabilir. Hatta düz bir tavana tek ayağı ile tutunup, vücudunu aşağı bırakarak asılı durabilir.

Hayvanın ayak parmakları, tıpkı bir kitaptaki sayfalar gibi ince doku yaprakları ile kaplıdır. Her bir yaprak "setae" adı verilen yüz binlerce kıl benzeri uzantılarla kaplıdır. Bir tek gekoda bu kıllardan 2 milyonun üzerinde sayıda mevcuttur.