SORU- ALLAH’IN CANLILARI NASIL MEYDANA GETİRDİĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMÜŞ MÜYDÜNÜZ?

CEVAP- İnsan da dahil olmak üzere her canlının vücudu hücrelerden meydana gelir. Hücreler çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Bir milyon tanesi biraraya toplansa ancak bir toplu iğne başı kadar yer kaplar. Yani onları yakından görmek ve incelemek isterseniz, çok gelişmiş mikroskoplar kullanmanız gerekir. Bu kadar küçük olan hücreler olağanüstü bir yapıya sahiptirler. Öyle ki bildiğiniz tüm teknolojik aletlerden; televizyondan, bilgisayardan, okula giderken bindiğiniz otobüsten, yolda gördüğünüz büyük bir fabrikadan çok daha mükemmel bir yapıdadırlar.

Kısaca açıklamak gerekirse; her bir hücre durmaksızın, adeta bir fabrika gibi çalışır. Dev bir fabrikada bulunan enerji santralleri, üretim merkezleri, haberleşme ve bilgisayar sistemleri, taşıma araçları, laboratuvarlar, kontrol birimleri ve daha pek çok sistemin benzerleri, sizin her bir hücrenizin içinde de bulunur.


Peki, bir fabrikanın; fırtına sonucunda, kendi kendine, tesadüfen meydana geldiğini söylemek doğru olur mu? Tabii ki hayır. İşte aynı şekilde "Doğal şartlar ve tesadüfler sonucunda canlılar oluştu" diyenler de bunun gibi akıl dışı birşey söylemiş olurlar. Darwin ve taraftarları işte böyle mantıksız bir düşünceyi savunmaktadırlar.

Madem evrimciler hala böyle birşeyin olabileceğini iddia ediyorlar o halde onlara şöyle bir deney yaptıralım. Evrimciler bir varilin içine, bir canlıyı oluşturmak için gerektiğini düşündükleri ne kadar madde varsa koysunlar. Örneğin bu varile, canlılığı oluşturan tüm amino asitleri, proteinleri, karbon, fosfor, kalsiyum, karoten gibi elementlerin hepsini koysunlar. Daha sonra bu karışıma dışarıdan ne etki vermek istiyorlarsa versinler. Örneğin varili ısıtsınlar, soğutsunlar, üzerine yıldırımlar düşürsünler, elektrik versinler...

Varile koydukları maddeleri istedikleri gelişmiş cihazlarla karıştırsınlar. Ayrıca bu karışımın başında milyarlarca hatta trilyonlarca sene, birbirlerine babadan oğula vasiyet ederek nöbet tutsunlar. Ve hiçbir şeyi tesadüflere bırakmadan, karışımın her anını kontrol ederek, birbirlerine danışıp, dünyanın en önde gelen biyologlarından, genetikçilerinden, fizikçilerinden, evrim uzmanlarından görüşler alsınlar. Bir canlının oluşması için hangi şartların var olması gerektiğine inanıyorlarsa hepsini kullanmakta serbest olsunlar...

Tüm bu bilinçli ve ciddi çabalara rağmen bu varilden canlılığa dair bir şey asla çıkaramazlar. Ne yaparlarsa yapsalar yine de bu varilin içinden, tavus kuşlarını, serçeleri, tavşanları, muhabbet kuşlarını, atları, gergedanları, karpuzları, mandalinaları, gülleri, yaseminleri, ıhlamur ağaçlarını, kirazları, çilekleri, muzları, hindistan cevizlerini, kestaneleri, mısırları, hurmaları, incirleri, zeytinleri, limonları, üzümleri, kayısıları, sincapları, baykuşları, karıncaları, balarılarını v.s. çıkaramazlar.

Ne işlem yaparlarsa yapsınlar bu varilin içindeki atomlar; Einstein, Newton gibi karmaşık problemler çözen dahi bilim adamlarını; Picasso, Michalengelo gibi sanat ve estetik yönünden harikalar meydana getiren sanatçıları; Beethoven, Mozart gibi insan ruhuna zevk veren melodiler besteleyen müzisyenleri; buluşlar yapan, kendisini meydana getiren atomları mikroskop altında inceleyen bilim adamlarını; Atatürk gibi büyük bir devlet adamını; Fevzi Çakmak, Fatih Sultan Mehmet gibi yüksek deha sahibi liderleri; Brad Pitt, Keanu Reews gibi rol yeteneği olan aktörleri; Britney Spears, Michael Jackson gibi sanatçıları; dans eden, şarkı söyleyen, simetriden, estetikten, renklerin uyumundan zevk alan, araba tasarımı yapan, kitap yazan, kitap okuyan, öğrenen, öğrendiklerini hafızasında tutan, düşünen, akleden, heyecanlanan, sevinen, sevgi, merhamet ve şefkat duyan, özleyen, fırındaki kekin kokusunu duyunca iştahlanan, yediği yemeğin tadından zevk alan, komik bir olaya gülen, dostları ile neşelenen veya bir fikri savunan insan zekasını kesinlikle meydana getiremezler.


Bilinçsiz atomları, her ne şekilde biraraya getirirseniz getirin, hiçbir zaman bu varlıklardan tek bir tanesini, hatta bunlardan herhangi birinin tek bir hücresini dahi oluşturamazlar.

O halde tüm insanlığın bilgi birikimi ve çabası ile asla meydana gelemeyecek canlılığı, şuursuz atomların, kör tesadüflerin yardımı ile meydana getirdiğini nasıl iddia edebilirler? Açıkça anlaşılacağı gibi aklı ve vicdanı olan bir insan, tüm canlıların ve insanların, tesadüflerin eseri olmasının mümkün olamayacağını hemen anlar. Hiçbir ön yargıya kapılmadan, aklı ve vicdanı ile düşünen her insan, tüm bu varlıkları yaratanın, üstün bir akıl, sonsuz bilgi ve benzersiz bir güç sahibi olan Allah olduğunu kesin olarak bilir.